Hamilelikte Beşinci Haslatık (Parvovirüs B19)

Çocukluk dönemine ilişkin belirlenen beşinci cilt döküntüsü hastalığı olduğu için bu şekilde adlandırılan beşinci hastalık genellikle okul öncesindeki ya da okul çağına gelmiş çocukları etkileyen, hafif geçen bir hastalıktır. Enfeksiyonu kapan çocukların yüzlerinde oluşan kırmızı döküntülerden dolayı bu hastalığa bazen “kızarık yüz hastalığı”da denilir.
Bu hastalık yetişkinlerde de görülebilir. Hastalığın ortaya çıkış sebebi ise vücutta alyuvar üretimini engelleyen, parvovirüs B19 olarak adlandırılan virüstür. Yeni hücre üretiminde meydana gelen kısa bir duraklama sağlıklı yetişkin ve çocuklarda sorun yaratmaz, çünkü bu hastalık genellikle dolaşım sistemindeki alyuvarların çoğunu etkileyebilecek kadar uzun sürmez. Ama kronik anemi hastalığı (orak hücre anemisi gibi) ya da bağışıklık sisteminde yetersizlik olan insanlar ve henüz doğmamış bebeklerin oldukça küçük bir kısmı için bu virüs ciddi problemlere neden olabilir.
Enfeksiyon temel olarak tükürük ve burun salgısı yoluyla yayılır. Yani, öksüren ya da hapşıran enfeksiyonlu bir kişinin yanında durarak, öpüşerek, aynı çatal-bıçağı ya da bardağı kullanarak ve el-ağız temasıyla virüsü kapabilirsiniz.
Parvovirüs kan yoluyla da bulaşabilir, bu yüzden hamilelik esnasında virüsü kaparsanız, plasenta yoluyla bebeğinize de bulaşabilir. Küçük bir yüzdeyi kapsayan vakalarda ise enfeksiyon bebeğin kaybedilmesiyle sonuçlanan problemlere yol açabilir. Yinede, yaklaşık olarak yüzde 50 ihtimalle hastalığınızın daha önceden bulunma ve parvovirüse karşı bağışıklık kazanmış olma şansınız var ve bu durumda enfeksiyonu kapma ve bebeğinize bulaştırma riskiniz en aza iner.
(Not: Parvovirüs B19 ev hayvanlarınızın bağışık olduğu parvovirüsle aynı değildir. Bu yüzden, hayvanları etkileyen parvovirüs insanlara bulaşmaz, ve insanlardaki virüs de hayvanlara geçmez.)
Hamileliğim sırasında bu hastalığa yakalanırsam bebeğime ne olur?
Virüse karşı bağışık değilseniz ve hamilelik sırasında enfeksiyonu kaparsanız, bebeğiniz büyük olasılıkla sağlıklı olacaktır. Parvovirüsün plasenta yoluyla bebeğe geçme ihtimali yaklaşık olarak yüzde 30’dur, ama virüs geçen bebekler arasında bile büyük çoğunluk sağlığını kaybetmez, problemlerle karşılaşmaz ya da enfeksiyon belirtileri göstermez.
Yinede, ne yazık ki oldukça düşük bir yüzdeyi kapsayan vakalarda, hamilelik sırasında bebeğe geçen parvovirüs düşük yapma, ölü doğum, tehlikeli fetal anemisi ( hidrops fetalis denilen ciddi bir duruma neden olur) ve bazen kalp kaslarında iltihaplanma gibi sorunlara yol açar.
Belirtiler nelerdir?
Belirtiler insandan insana farklılık gösterir ve parvovirüsü kapan çocukların ve yetişkinlerin yaklaşık yüzde 20 ila 25’i hiçbir belirti göstermez (ama yinede virüsü bulaştırabilirler.) Virüse maruz kaldıktan sonraki ilk birkaç hafta boyunca düşük dereceli ateşlenme, ağrılı olma, baş ağrısı, yorgunluk, burun akıntısı ya da boğaz ağrısı gibi hafif belirtiler ortaya çıkabilir.
Genellikle, bu belirtiler görüldükten yaklaşık bir hafta sonra hastalığa yakalanan çocukların yüzlerinde tokatlanmış izlenimi veren belirgin kızarıklıklar ve ardından gövde, kol ve bacaklarda kaşıntı veren döküntüler ortaya çıkar.
Genellikle döküntüler bir ya da iki hafta içerisinde kaybolur, ama daha uzun da sürebilir ya da gelecek bir ay boyunca muhtemelen güneş ışığı, sıcaklık ya da soğukluk ve egzersiz yapma gibi unsurlar tarafından tetiklenerek aralıklarla yeniden görülebilir. (Bu yeniden görülmeler sırasında kişi enfeksiyonlu değildir.) Sık rastlanan bir durum olmamasına rağmen, beşinci hastalık bulunan çocuklarda eklem ağrısı olabilir.
Enfeksiyonlu yetişkinler genellikle hastalığın belirgin özelliklerini kapmaz. Daha yaygın olarak, eğer bir döküntü varsa bile daha hafif geçer. Özellikle kadınlarda romatizmalı gibi eklem ağrısı görülebilir. En fazla el ve ayak bileklerindeki eklemleri, bazen de dizleri etkiler ve genel olarak birkaç hafta içerisinde iyileşme gerçekleşir, ama yinede daha uzun sürebilir ve aylarca ya da yıllarca bile tekrarlayabilir.
Enfeksiyonun bulaştığını düşünürsem ne yapmalıyım?
Bu durumda derhal doktorunuza başvurmalısınız. (Belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeyin.) Doktorunuz kan örneği alıp parvovirüs antikorlarına karşı kontrol edecektir. Bu şekilde enfeksiyona karşı bağışık olup olmadığınız ve hastalığı son zamanlarda kapıp kapmadığınız ya da enfeksiyonun hiç bulaşmamış olduğu ortaya çıkacaktır. Sonuçlara göre 1-4 hafta boyunca kan testlerinin tekrarlanması gerekebilir.
Kan testlerinin sonuçları enfeksiyonu son zamanlarda kaptığınızı gösteriyorsa, gelecek 8 ila 12 hafta boyunca fetal hidrops (bebeğinizin dokusunda aşırı sıvı bulunması) ile birlikte aşırı amniyotik sıvı bulunması ya da aşırı geniş ve şişkin görünen plasenta gibi problemlere karşı ultrasona gireceksiniz. Ultrasonda kullanılan nonefraktif bir test olan Doppler sonografisi de bebeğinizin kan akışını kontrol etmek ve fetal anemi belirtisi taşıyıp taşımadığını saptamak için aynı zamanda yapılabilir. Bebeğiniz sağlıklı görünmeye devam ederse ve birkaç ay geçtikten sonra hiçbir belirti görülmezse, endişelenmeyin çünkü yüksek bir ihtimalle bebeğiniz bundan sonra parvovirüs ile ilgili bir sorunla karşılaşmayacaktır.
Yinede, eğer test sonuçları anemi ya da fetal hidrops bulunduğuna işaret ediyorsa, izlenecek yollardan biri kordosentez denilen efraktif testin yapılması olabilir. Bu işlemde, perinatolojist (yüksek risk taşıyan hamilelik uzmanı) ultrason yardımıyla rahminize enjektör yerleştirir ve bebeğinizin kordonundan kan alarak anemiye karşı test eder. Ciddi anemi rahatsızlığına rastlanırsa, fetal kan nakli gerekebilir. (Kan, bebeğinizin göbek kordonundan nakledilir.)
Bu işlem belirli riskler taşımakla birlikte ciddi biçimde etkilenmiş bebeklerin hayatta kalma şansını artırır. Diğer yandan, eğer anemi ciddi değilse ve hidrops kendi başına iyileşecek gibi görünüyorsa, yalnızca ultrason ve Doppler sonografisi gözlemine devam edebilirsiniz. Çoğu araştırmada, hamilelik sırasında enfeksiyon kapan ve hayatta kalan bebeklerin, anneleri hastalığı geçirmemiş bebeklere göre daha fazla doğum kusurları ya da gelişimsel problemlerle karşılaşmadığı görülüyor.
Bu hastalıktan korunmak için yapabileceğim bir şey var mı?
Enfeksiyondan kaçınmak zordur, çünkü insanlar hastalığın belirtilerini göstermeden önce bulaşıcıdırlar ve bazıları da hiçbir belirti göstermez. Ama hala diğer bulaşıcı hastalıklarla birlikte parvovirüs kapma riskinizi aşağıdaki tavsiyeler uyarak azaltabilirsiniz;
- Virüs benzeri belirtiler taşıyan insanlardan uzak durmak için elinizden geleni yapın.
- Sık sık ellerinizi yıkayın. Burnunuzu sildikten sonra ve hastalığı bulunan ya da diğer hastalarının yanında bulunan çocuklara temas ettikten sonra daima ellerinizi yıkayın.
- Yiyeceğinizi, çatal-bıçağınızı ya da bardağınızı başkalarıyla paylaşmayın.
Kadınlar her çocuk doğurduklarında bir dişlerini kaybederler.










