Otizm ve Aşılar: Gerçeklerin yanlış bilinenlerden ayrılması

Bazı aşıların içinde otizme neden olan koruyucuların bulunduğunu duydum. Doğru mu?
Bu tartışma hükümet ve başlıca bilim adamları bir yanda ve birçok küçük çaplı destek grupları diğer yanda olmak üzere şiddetlenerek devam etmektedir. Birçok aile çocuklarının sağlığı konusunda korkuyla ve endişeyle baş başa bırakılmıştır.
Destek grupları aşıların içinde bulunan timerosalın merkezi sinir sistemine zarar veren zehirli bir madde olduğunu ve tüm dünyadaki çocuklar arasında alarm veren otizm oranı artışının sebebi olduğunu söylüyor. Birçok bilim adamı ise aşıların otizme neden olduğunu gösteren güvenilir bir kanıt bulunmadığını belirtiyor.
Son 15 yılda, birçok büyük tıp enstitüsü Birleşik Devletler ve yurtdışından gelen bulguları gözden geçirdi ve hepsi otizmle timerosala maruz kalma arasında bir ilişki olmadığı sonucuna vardı. Dahası, bu koruyucu madde birçok çocukluk aşısından çıkartıldı.
Ama bazı sağlık eylemcileri mevcut bilimin geçerliliğini sorgulamaya devam ediyor ve Birleşik Devletler hükümetinin ilaç üreticileriyle anlaşarak timerosal ve otizm hakkındaki gerçeğin örtbas ettiğini ileri sürüyor.
Timerosal aşılara ilk olarak neden eklendi?
Timerosal, aşıların içindeki bakteri ve mantar oluşumunu engellemede koruyucu olarak 70 yıldır kullanılıyor. Aşılar en etkili şekilde büyük tüplerde depolanır, sağlık çalışanları da bu büyük tüplerden bireysel doz kullanımlarını alır; tüpün ağzındaki plastik tıpaya her şırınga batırılışında delik açılarak kirlenmeye karşı daha korumasız bir hale getirilir. 1920’deki ciddi ölüm vakaları ilaç üreticilerini doz miktarı fazla olan tüplerin içerisine koruyucu eklemeye yöneltti.
Timerosal en yaygın olarak kullanılan koruyuculardan biriydi. Şimdi ise Birleşik Devletlerde aşıların büyük bir kısmında koruyucu bulunmadığı için aşılar tek kullanımlık tüplerde ya da önceden doldurulmuş şırıngalarda saklanıyor -aşı üreticileri için daha pahalıya patlayan bir sistem kullanılıyor.
Timerosalın civa içerdiği doğru mu?
Timerosal etil civa olarak bilinen bir civa bileşeni içeriyor. Bu, bazı balıklarda yüksek miktarda bulunan metil civayla aynı şey değildir. Metil civa insan dokusunda toplanır ve çocukların bilişsel gelişimini belirli seviyelerde etkileyebilir. Gıda ve ilaç kurumlarının, çocukların bazı balıkları yememesi gerektiğini söylemesindeki neden de budur.
Bilim adamları, aşılar üzerine yapılan çalışmalarda etil ve metil civanın aynı etkilere sahip olmadığı sonucuna vardı. Buna ek olarak, Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Ulusal Kurumu tarafından yürütülen araştırmada, vücudun etil civayı dışarı atmada metil civaya göre çok daha hızlı tepki gösterdiği ve bu yüzden etil civanın insan dokusunda toplanmadığı keşfedildi.
Araştırmaya göre, aşılardaki timerosal maddesine maruz kalmanın bilinen yan etkileri, bazı hastalarda aşı yapılan bölgede kızarıklık ve şişkinlik oluşması gibi küçük vücut tepkileridir.
Çocukların timerosalın içerdiği tehlikeli civa seviyelerine maruz kaldıkları doğru mudur?
1980 yılının ortalarından 1999’a kadar mevcut çocuk aşılarına yenileri eklendikçe, Birleşik Devletler’deki çocuklar timerosal maddesine giderek daha fazla miktarlarda maruz kaldı. Difteri-tetanoz-pertüsizin bazı versiyonları, Hamophilus influenzae tip b kolonizasyonu ve Hepatit B aşıları ile birlikte grip aşısı da koruyucu madde içermekteydi.
1997’de Gıda ve İlaç Kurumu civa içeren yiyecekleri ve ilaçları gözden geçirdi ve bazı çocukların hayatlarının ilk altı ayında tüm besin kaynaklarından alınarak biriken 187,5 mikrogramlık civa miktarına maruz kalmış olabilecekleri kanısına vardı. Bu miktar Çevresel Koruma Heyetinin metil civa talimatındaki miktarı aştı. (Etil civa için federal güvenlik standardı bulunmuyor.)
1999’da önlem olarak, Halk Sağlık Hizmeti temsilcileri, Amerikan Pediyatri Akademisi ve aşı üreticileri timerosal maddesinin 6 yaş ve aşağısındaki çocukların aşılarından tamamen çıkartılması ya da miktarının azaltılması konusunda fikir birliğine vardı. O tarihten beri, araştırmalar timerosalin çocuklar için tehlike oluşturmadığı sonucuna vardı.
Günümüzde çocuk aşıları, belirlenen timerosal miktarından daha fazlasını içermiyor ve çocukların 6 yaşına gelene kadar kendilerine yapılan aşılarda maruz kaldıkları toplam civa miktarı 3 mikrogramdan daha azdır.
Timerosalin otizmle ilişkili olduğunu gösteren kanıt nedir?
Bazı destek grupları 1990’ların sonlarına doğru yapılan ve timerosalin otizmi tetiklediğini öne süren bir dizi çalışmaya dikkat çekiyor. Mark Geier ve oğlu David Mark Geier (genetik bilimci ve Ulusal sağlık Enstitüsü’ndeki araştırmacı) tarafından yürütülen bu araştırmalar, Ulusal Aşı Zararlarını Telafi Programına araştırılmak üzere getirilen sivil vakalarla birlikte birçok aşıdan zarar görme olaylarında iddiacılara danışman ve uzman tanık olarak katkı sağladı.
Geiers’a göre, aşılardaki timerosal maddesine maruz kalan çocukların otizmle karşı karşıya kalma riski bu maddeye maruz kalmayan çocuklara göre altı kat daha fazladır. Bu kişiler, araştırma sonuçlarını Aşıların Kötü Etkilerini Rapor Etme Sisteminden (aşıyla ilgili sağlık sorunları derleyen Birleşik Devletler hükümeti rapor etme sistemi) elde ettikleri bilgilerin analizine dayandırdılar.
Amerikan Pediyatri Akademisi Geier’in bulgularını detaylı bir şekilde incelediğinde, bu rapor etme sisteminden elde edilen bilgilerle ilgili problemi şöyle açıkladı: “sistem şikayetleri topluyor ama geçerli olup olmadıkları değerlendirmiyor.” Bu sisteme aşıyla ilişki olarak rapor edilen sağlık sorunları gerçek vakaları temsil edebileceği gibi tesadüfi olan ya da yanlış dosyalanan olayları da temsil edebilir.
Amerikan Pediyatri Akademisindeki uzmanlar da baba ve oğlun “bulgularını nasıl oluşturduklarını belirtmediklerini ve bunun da kullandıkları metotlar ve ulaştıkları sonuçlar üzerinde tam bir değerlendirme yapılmasını önlediğini öne sürerek Geier’in çalışma yönteminde çarpıklıklar olduğunu belirttiler.”
Tıp Enstitüsü, Geier’in çalışmalarının yöntem yanlışlıklarıyla dolu olduğunu ve ulaşılan sonuçların güvenli olmadığını belirtti.
Timerosalin Otizmle ilişkili olmadığını gösteren kanıt nedir?
Burada bazı önemli raporların sonuçları yer alıyor:
2003’ün Ağustos ayında Amerikan Koruyu Tıp Dergisinde yayımlanan bir çalışma aşılardaki timerosal kullanımının 1992’de durdurulduğu ülkeler olan Danimarka ve İsveç’i konu edindi. Otizmle bağlantısı olduğu düşünülen Timerosal kullanımı kesildikten sonra vakalardaki artış miktarının azalması beklenmişti, ama otizm oranları 1987’den 1999 yılına kadar giderek artmaya devam etti.
Aslında, bulguları dikkatle inceleyen uzmanlar otizm oranlarındaki artışın timerosal maddesine maruz kalma oranındaki artışla bir bağlantısı olmadığına dikkat çekti. Mesela Büyük Britanya’da otizm oranı 1980’lerden bu yana büyük ölçüde azaldı. Ama Britanya’da sadece bir aşı (DTP) timerosal içeriyor. Orada yapılan diğer aşıların hiçbirinde timerosal maddesi bulunmuyor ve bu her zaman da böyle olmuştur.
2003’te Birleşik Devletler Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezlerindeki araştırmacılar da Aşı Güvenliği Verilerindeki bulguları inceledi (Yan etkilerle birlikte hastaların aşı kayıtlarının tutulduğu veri deposu). Araştırmacılar 120.000’den fazla çocuğun kayıtlarını incelediler ve timerosal maddesine farklı seviyelerde maruz kalan çocuklar arasındaki otizm oranlarında bir farklılık bulamadılar.
2004’te, Tıp Enstitüsü (Ulusal Bilimler Akademisinin bir bölümü) Geier’in ulaştığı veriler ile birlikte Birleşik Devletler, Britanya, Danimarka ve İsveç’teki milyonlarca çocukların sağlık kayıtlarını inceleyen beş büyük çalışma da dâhil olmak üzere konuyla ilgili araştırmayı inceledi. Bilimsel araştırmalarda elde edilen kanıtların timerosal içeren ilaçlar ve otizm arasında bir ilişki olmadığını desteklediği sonucuna varıldı.
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin bu kanıtları takip eden araştırmalarının sonuçları 2007’nin Eylül ayında Yeni İngiltere Tıp Dergisinde yayımlandı. Bu çalışmada, araştırmacılar 7-9 yaşları arasındaki binden fazla çocuğa 3 saat süren sinir-gelişim testi uyguladı. Elde edilen bulgularda, timerosal içeren aşılar ve 7-10 yaşları arasındaki çocukların nörofiziksel gelişimleri arasında bir ilişki olduğuna dair bir sonuca rastlanmadı.
Şubat 2009’da Pediyatri konusunda İtalya’da yayımlanan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi kaynaklı bir araştırma, timerosal içeren DTaP aşısından yapılan çocuklar ile bu koruyucu maddeyi içermeyen DTaP aşılarının yapıldığı çocukları karşılaştırdı. Araştırma, timerosal içeren aşıdan yapılan 10 ila 12 yaşlarındaki çocuklarda (aşılanmadan 10 yıl sonra) nörolojik ya da gelişimsel bir hasar olmadığını buldu.
Dünya Sağlık Örgütü’nün Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi Ağustos 2000’den beri aşılardaki timerosal maddesi konusunu değerlendirmektedir. Bu komite, İngiltere, İrlanda ve Danimarka’da timerosal ile ilgili nöro-davranışsal bozuklukları konu edinen birbirinden bağımsız bilimsel çalışmaları incelemiştir.
Haziran 2006’da Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi, aşılardaki timerosal maddesine maruz kalan bebekler, çocuklar ya da yetişkinlerde sağlık sorununa rastlanmadığı yönündeki bilgileri tekrar teyit etti.
2010 Ekim ayında Pediyatri konusunda yayımlanan bir araştırma doğum öncesinde ve sonrasında bebeklerin timerosala maruz kalmalarının otizme yakalanma risklerini artırmadığı sonucu çıkardı. Araştırmacılar otistik olan 256 çocuk ile otistik olmayan 752 çocuğu karşılaştırdı ve otistik olan çocuklara diğer çocuklara göre daha yüksek miktarlarda timerosal içeren aşılardan yapılmadığını keşfetti. Bu araştırma Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Harvard Tıp Fakültesi ve Kaliforniya Üniversitesi’nin aşı araştırma merkezi tarafından gerçekleştirildi.
Bu günlerde, bebeklik döneminde ya da ana rahminde timerosala maruz kalmanın otizmle bağlantılı olup olmadığını anlamak amacıyla Tıp Enstitüsü tarafından önerilen bir araştırma Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezleri (HÖK) tarafından yürütülüyor. HÖK, ‘’bu araştırmadan elde edilen verilerin tartışmayı bir sonuca ulaştırmada en iyi bilimsel kanıtları temsil etmesi gerekir,’’ diyor. Araştırmacılar bu noktada veri topluyor.
MMR aşısı ve otizm arasında bazı bağlantılar var mıydı?
1998’te İngiliz tıp dergisi The Lancet kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşılarını otizmle ilişkilendiren bir araştırma yayımladı. Araştırmacılar, incelenen 12 otistik çocuktan sekizinin MMR aşılarını olmaya başladıkları zaman otizm belirtilerini göstermeye başladıklarını fark ettiler ve çocukların aşıya karşı fiziksel tepki verdiklerini varsaydılar.
Bunun bir rastlantı olduğu ortaya çıktı ve araştırma birçok araştırmacı tarafından reddedildi ve The Lancet tarafından dergiden çıkartıldı. Araştırmanın, MMR aşısında hiçbir zaman kullanılmayan timerosal maddesiyle bir ilişkisinin olmadığı anlaşıldı, ama insanlar bu iki konuyu karıştırmaya devam ediyorlar.
Çocuğumun timerosal içeren aşılardan olup olmadığını nasıl anlayabilirim?
Çocuğunuz 2001 yılından sonra aşılandıysa, timerosal maddesine tehlike oluşturabilecek miktarlarda maruz kalmış olma ihtimali oldukça düşüktür. 1999’ta Gıda ve İlaç Kurumu, Ulusal Sağlık Enstitüleri, Amerikan Pediyatri Akademisi ile birlikte HÖK aşılardaki timerosal miktarının azaltılması konusunda ilaç üreticileriyle görüştüler ve bunun uygulamaya koyulması için harekete geçmelerini istediler.
Bazı doktorların muayenelerinde stoklardaki timerosal içeren aşıların kullanıma devam edildi. Uzmanlar bu aşıların 2001 ya da 2002 itibariyle tamamen tükenmiş olacağına inanıyor. Emin olmak istiyorsanız, çocuğunuzun doktoruna danışın.
Timerosal grip aşılarında ve diğer bazı aşılarda hala kullanılmıyor mu?
Timerosal bazı yetişkin grip aşılarında hala koruyucu olarak kullanılıyor. Timerosal içermeyen aşılar bebekler, çocuklar ve hamile bayanlar için mevcuttur, ama her zaman talebi karşılamaya yetecek kadar bulunmayabilir ve doktorlar timerosal içermeyen stokları rutin olarak tüketirler.
Ayrıca, 7 yaş ve üzerindeki çocuklara yapılan bazı DTaP aşıları da timerosal içeriyor. Sonuç olarak, timerosal bazı ülkelerdeki çocuk aşılarında hala kullanılmaktadır.
Çocuğuma aşı yaptırmamanın riskleri nelerdir?
Tıp uzmanları, çocuğunuzu aşılamanın yararlarının risklerine oranla daha ağır bastığı konusunda hemfikirler -hem sizin için hem de toplum için. Her yıl aşılanan çocukların büyük bir kısmı göz önünde bulundurulduğunda, belirli bir kısmının aşılara karşı olumsuz tepki verdiği görülmektedir, ama bu vakalar oldukça nadirdir.
Baltimore Johns Hopkins Üniversitesi pediyatri bölümünde profesör olan Julia McMillan, ailelere aşılarla azaltılan ya da kontrol altına alınan birçok hastalık olduğunu hatırlatmaktan mutluluk duyuyor.
“Günümüzde birçok aile aşılar geliştirilmeden önce hastalıkların neden olduğu ölüm sayısını hatırlamayacak kadar gençler. Birleşik Devletlerde yüzyıllardır çocuk felci görülmüyor. Afrika’da hala her gün birçok çocuğun ölmesine neden olan kızamık Birleşik Devletlerde neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Ama bu yalnızca aileler çocuklarına aşı yaptırdıkları sürece devam edecek.”
Eğer yeterli sayıdaki insan aşı yaptırmamaya karar verirse, bu hastalıklar yeniden kolayca salgın halinde yayılabilir. Bu durum daha önce de yaşandığı için gerçek olduğunu biliyoruz:
Örnek olarak, Birleşik Devletlerde kızamık aşısı yaptırma oranı 1980’lerin sonuna doğru azaldığında, 100,000’den fazla insan hastalığa yakalandılar ve 120 kişi öldü. 1998’de aşılama oranları yeniden yükseldiğinde, yalnızca 89 kişi kızamık oldu ve kimse hastalıktan ölmedi.
Son olarak 2008 yılında bile Birleşik Devletlerde kızamık salgını görüldü. 2008’deki vakaların yüzde 90’ı ya yurtdışında edinildi ya da dışarıdan gelen olaylara bağlandı ve enfeksiyonu kapanların yüzde 90’ından fazlası aşılanmadı (ya da aşılanma durumu bilinmiyor.) 2008’de kızamık olanların sayısı Birleşik Devletlerde oldukça düşükken, dünya genelinde kızamıktan kaynaklanan 164,000 ölüm olduğu rapor edildi.
Kızamık hastalığına ek olarak, çocuk felci ve difteri gibi diğer hastalıklar hala yalnızca yolculukla taşınıyor. Siz ya da aileniz ülkeyi hiç terk etmese bile, birçok insan seyahat ediyor ve bilinmeyen bir şekilde bu hastalıkları da beraberlerinde getiriyor.
Yaşadığınız toplumda ne kadar çok insan aşı yaptırmazsa, hastalık genel nüfusa o kadar kolay yayılır.
Timerosal ve aşı güvenliği hakkında nasıl bilgi edinebilirim?
Bu karmaşık bir konudur ve söylentiler ve çelişkili raporlar göz önüne alındığında, ailelerin kafasının karışması ve alarma geçmesi şaşırtıcı değildir. İşe çocuğunuzun doktoruyla konuşmakla başlayın. Ve kendi başınıza bir şeyler okumak istiyorsanız, internet üzerinde fazlaca bilgi yer almaktadır.
Hamile kadın gece mehtaba bakarsa çocuğu ay gibi güzel olur.










