Sezaryen ile doğum

Dokuz ayın sonuna doğru stres katsayıları iyice artan anne adayları, hem dinledikleri korku dolu hikayeler ve olumsuz anılar sonucu oluşan korku, hem de doğum yöntemlerinin çeşitliliği nedeni ile tam bir kararsızlık yaşar. Aslında, çevremizden dinlediğimiz doğum hikayelerini fazla ciddiye almadan, doğum yöntemleriyle ilgili bilgi sahibi olmak; güvenle doğuma girmenizi sağlayacak önemli bir adımdır. İşte sezaryen de bu doğum yöntemlerinden biridir.
Sezaryenle doğum, bir nevi ameliyatla doğumdur. Genel anestezi kullanılarak yapılır. Anne adayının koluna serum takılır. Göbek altına yapılan kesik ile sıvı boşaltılır ve rahme ulaşılarak bebek çıkartılır ve ardından da kesik dikilir. Toplamda 1 saat kadar süren bir işlemdir.
Sezaryen hangi durumlarda gereklidir?
Bebeğin ters gelmesi durumunda, pelvis (cinsel organların yerleştiği bölge) yapısının vajinal doğuma uygun olmadığı durumlarda, çoğul hamileliklerde, bebeğin hayatının riske girmesi durumunda (kordon dolanması, plasentanın doğumdan önce ayrılması vb. sebeplerle), anne adayının yaşının 35′ten büyük olduğu durumlarda, anne adayına daha önceki doğumunda sezaryen uygulanmış ise, hamilelik kanamalı ve tehlikeli geçmişse, bebeğin başının ya da kilosunun normalden büyük olması halinde; genellikle sezaryen en güvenilir doğum yöntemi olarak tercih edilir.
Günümüzde gelişen tıp, cerrahi operasyonların yarattığı riskleri en aza indirdiğinden, sezaryen artık apandisit ameliyetı kadar kolaydır. Bu nedenle çeşitli sebeplerden ötürü normal doğum yapmak istemeyen anne adayları için, sezaryen kurtarıcı bir yöntem olmuştur. Yine anne adayı anestezi olduğu için normal doğumdaki ağrı ve acıları çekmez. Normal doğumda sıklıkla karşılaşılan perine yani vajina dışında kalan deride yaşanan yırtıklar sezaryen ile doğumda yaşanmaz. Sezaryen ile doğumda, bebek doğum kanalı travmalarına maruz kalmazken, anne de bazen 10 ila 20 saat sürebilen ağrılı ve yıpratıcı durumu yaşamamış olur.
Dezavantajları nelerdir?
Sezaryen ile doğum için saydığımız tüm bu avantajlara rağmen yaşattığı dezavantajları da göz ardı etmememiz gerekir. Öncelikle sezaryen ile doğumda anne ölüm oranı, normal doğuma oranla daha yüksektir. Sezaryen ile yapılan doğumlarda bebeğin doğuma hazır olduğunu gösteren belirtiler (suyun gelmesi, kasılmalar gibi) beklenmediği için erken doğum yani prematürelik vardır. Akciğerlerde bulunan sıvının sezaryen doğumla atılamaması doğumdan sonra yeni doğanın solunum sıkıntısı yaşamasına neden olablir. Sezaryen ile doğum, bazı annelerde, normal doğum yapmadıkları için bebekleriyle yeterli yakınlığı kuramamalarına neden olur. Bu da sezaryen ile doğumun hem psikolojik, hem de ağrılar sonucu oluşan fiziksel sürecidir.
Sezaryen ile doğum sonrası annelerde ameliyat bölgesindeki ağrının yanı sıra, genellikle bağırsaklarda da gaz yancısı yaşanır. Yine sezaryen ile doğumda, normal doğuma oranla annenin ağrıları daha yoğun ve iyileşme süresi de daha uzundur. Özellikle ilk gün kuvvetli ağrı kesiler alınmasını gerektirir. Sezaryen ile doğumda hastanede kalma süresi normal doğuma göre daha uzun ve ücreti daha yüksektir.
Hamileyken denize/havuza girilmez! Girilirse bebek mikrop kapar.










